Çağdaş Sanat / Contemporary Art

Ruby Anemic – CI 2018

      Sanat fuarları küratörler kontrolünde gerçekleştirilen organizasyonlardır. Dünyanın çeşitli şehirlerinde düzenlenir, yerel veya uluslararası olabilir. Sanatçılar bireysel olarak veya bir galeri bünyesinde bu fuarlarda yer alırlar. Eserler sergilenir, satılır (bazen).

       Ülkemizde gerçekleşen en büyük ve ses getiren sanat fuarı da sanırım Contemporary İstanbul.  Bu yıl 2.kez gidebildiğim fuarla ilgili izlenimlerimi paylaşmak istedim bu yazımda. Okuyacaklarınızın yalnızca sanatsever bir amatör gözü ve dağarcığıyla yazıldığını dikkate alırsanız sevinirim:)

        Contemporary sözlük anlamı olarak ‘çağdaş’ demek. Bir akım olarak çağdaş sanat da ‘contemporary art’ olarak anılıyor. Benim çağdaş sanat dendiğinde ilk aklıma gelen isimler Jeff Koons, Damien Hirst, Marina Abramovic oluyor örneğin.

         Contemporary İstanbul’da da dünyadan birçok galeri ve sanatçıyla tanışma imkanı buluyorsunuz. Geçen yıl ilk gidişim olmasından ötürü daha heyecanlıydım, bu yıl Pazar gidecek olmanın verdiği stres (İstanbul’da Pazar günü böyle bir etkinlikte olmak mahşeri yaşamaya yakın bir deneyim) ve fuar öncesi sosyal medyada yer alan haberlerden sanırım heyecanım nispeten daha azdı. (Ahmet Güneştekin’in hazırladığı eserin intihal yakıştırmasıyla anılması örneğin. Katılmamakla birlikte çıkan haberleri yine de okumanızı öneririm )

         Geçen yıl yalnız gezdiğim fuarı bu yıl -biri çocukluktan 🙂 – arkadaşımla gezmek ayrı keyifliydi. Ancak kalabalık gerçekten de çok yordu. Hem fiziksel hem ruhsal olarak. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayında gerçekleşiyor etkinlik ve fuar alanı gerçekten inanılmaz büyük. Zaten sindire sindire gezeyim dediğinizde bir gününüzü ayırmanız gerekirken, kalabalıktan dolayı hem daha yavaş oluyor hem daha sağlıksız. İnsan selinden zar zor galeri ve sanatçı isimleri okunabiliyor. Zar zor okunmasını geçtim selfie çekilmeye çalışan ‘sanatseverler’den de fırça yiyorsunuz üstüne  “Ay bi çekilmediler resmin önünden” “pardon biraz bekler misiniz fotoğraf çekiliyoruz %&!”  gibi… Aslında ‘Herkül’ serisini yaratan sanatçı Emre Yusufi  bunun için çok güzel bir çözümle katılmış bu yıl fuara. Selfie çubuğunu direkt Herkül’ün eline vermiş.

Bu kadar sanatçı ve sanat eserini bir arada görebilmek bir anlamda lütuf aslında. Ama diğer açıdan bakıldığında görsel bir bombardımana maruz kaldığınızı hissediyorsunuz. Örneğin ben etkilendiğim eser ve sanatçı adını not alıp sonrasında araştırma yapmaktan çok hoşlanıyorum. Ancak bu yıl eserler geçen yılkiler ile çok benzerdi ve bu benzerlik ufkumuzu daraltıyor gibi geldi. Katılım için bir kota var mıdır? Varsa niçin bu şekilde değerlendiriliyor orasını bilemiyorum maalesef… Sanatçıların faurlara seçilme yeterlilikleri nedir,buna kim nasıl karar verebilir bu konuda pek bilgi sahibi değilim.Ha bir de ekonomik boyutu var tabii. Sergilenen eserler satın alma profilindeki sanatseverleri çekecek şekilde seçiliyor da olabilir. Bununla ilgili olarak Fırat Arapoğlu’nun bir yazısından şu cümleyi paylaşmak isterim:

“Çağdaş sanat ve bunun bir parçası olarak fuarlar, diğer emek üretimlerinden farklı olarak, başyapıtlar ve diğerleri arasındaki ayrımı kapitalist anlamda keskinleştirir ve bunu bilerek yapar.” (Artam Dergisi Ekim 2017)

Belki de kendini tekrar ediyor olmasının da bir zararı yok aslında? Sevdiğimiz sanatçıların eserlerini her yıl görebilmiş oluyoruz. Veya bu çeşitlilik sayesinde geçen yıl Banksy’nin balonlu kız’ı bu yıl Andy Warhol’un Red Lenin’ini, Bridget Riley’nin Bagatelle 3’ünü görebildik…. Şu an hayranı olduğum Ardan Özmenoğlu’nu Contemporary İstanbul sayesinde tanıdım.Devrim Erbil ve Bedri Baykam’ı ve eminim benim henüz bilincinde olmadığım başka sanatçıları da kanlı canlı görme ve sohbet etme şansına sahip olmak da cabası.

Gördüğünüz üzre benim kafam karışık ,fuarla da olmuyor fuarsız daJ Sizleri geçen yılki ve bu yılki izlenimlerim ve kendi yargılarınızla başbaşa bırakarak veda ediyorum. Tekrar görüşmek üzere J

 

Contemporary İstanbul 2017

Contemporary İstanbul 2018

Bonus !!!

contemporary istanbul

Canım Zeynepim ve Özgem ile trollcülük de yaptık tabi. Zaten bu masaya oturmayanı dövüyorlardı. Ancak sosyal medyada paylaştığımızda Zeynep de ben de “Yayın kaçta?” sorularını gerçek manada aldık :))

Not : ‘Selfie Çeken Herkül’ fotoğrafı için Özge Kırça Öztürk’e (tag butonu yok ama yaa :)) çok teşekkür ederim. Diğer tüm fotoğraflar sergi sırasında tarafımdan çekilmiştir.

Bir Cevap Yazın

KAPAT